Home / Genel / Hedefimiz Kaliteden Taviz Vermeden En İyiyi Tüketiciye Sunmak

Hedefimiz Kaliteden Taviz Vermeden En İyiyi Tüketiciye Sunmak

Baktat Organik Proje ve Kalite Denetim Müdürü Sabriye Şen     

Baktat Organik olarak kaliteli üretimle gerçek lezzetleri tüketiciye ulaştırdıklarını ifade eden Organik Proje ve Kalite Denetim Müdürü Sabriye Şen, ürün gamına yeni ürünler de eklerken, kaliteden taviz vermeden en iyiyi tüketiciye sunmayı 
hedeflediklerini belirtiyor.

unnamed

Türkiye’de toplam 6 fabrikası ile gıda ürünleri üreten ve 2008 yılında Organik Gıda sektörüne de giren Baktat, şu anda 50 ülkeye Türkiye’nin ve diğer ülkelerin yöresel tatlarını ihraç ediyor. Konvansiyonel ürün ihracatına organik ürünleri de eklemeyi planladıklarını ve bu amaçla çalışmalarına devam ettiklerini belirten Baktat Organik Proje ve Kalite Denetim Müdürü Sabriye Şen ile Baktat’ın organik sektöründeki hizmetlerini ve organik gıdanın bugününü konuştuk.
2008 yılında şirketin Yönetim kurulu kararı ile organik belgesini alarak organik üretime başladığını ifade eden Sabriye Şen, gönüllülüğü esas alarak şirketimiz bünyesinde Organiğin tüm süreçlerini yönettiğini dile getiriyor. “Bu işe olan ilgim sağlıklı beslenmeye öncelikle kendimin de hassas olması ile başladı” diyen Şen, üretim, ar-ge, satınalma ve satış süreçlerinin tümünde yer alarak gerek organik ürünlerde çeşitliğin gelişmesi gerekse organik tüketimin artması amacı ile sürekli çalışmalar yaptıklarını anlatıyor.Kendisinin de amacının şirkete olan faydalarının yanı sıra insanlık ve sağlıklı yaşam için fayda sağlamak olduğunu vurguluyor.
Baktat’ın organik ürün gamında olan ürünleri “Organik Bakliyat Grubu, Organik hazır yemek grubu, Organik konserve grubu, Organik zeytin Grubu, Organik Zeytinyağı ve Organik Ayçiçek yağı, Organik Salça ve Sos Grubu, Organik turşu grubu, Organik baharat grubu ve Organik Unlu Mamüller üretimi ile 100’ün üzerinde organik ürün çeşitliliğimiz mevcut” şeklinde sıralayan Şen, Baktat’ın doğuş hikayesini ise şu sözlerle aktarıyor:
“Şirketimizin kuruluş amacı Avrupa’daki gıda normlarına uyum sağlayarak ülkemizde, kaliteli üretim gerçekleştirerek gerçek lezzetleri en doğru şekilde tüketiciye ulaştırma hedefinde olmaktır.Bu doğrultuda öncülük yapma düşüncesi ile yenilikçi yapımıza örnek verecek olursak 1987 yılında Türkiye de Bakliyat ve çerezi ilk selefon ambalaja koyan firmayız. Yine Konserve sektöründe ilk 1995 yılında ISO 9001 belgesini alan firma olmamız bunlardan birkaçı. Ayrıca Türk ürünlerini dünyaya tanıtma misyonu ve hassasiyeti ile de hareket ederek yerli firmaların dünyada özelikle de gıda sektöründe imajını yükseltme hedefinde.  Bugün geldiğimiz noktada başta Almanya ve Avrupa olmak üzere, Amerika Kıtası, Avusturya ve Arap ülkeleri gibi yaklaşık 50 civarında ülkeye ihracatı gerçekleştiriyoruz.  Hedefimiz konvansiyonel ihracatını yaptığımız bu ülkelere Organik ürün de göndermek. Geleneksel Türk mutfağına özgü tatları her damak tadına hitap etmek ilkesi ile birleştirerek her ülkenin kendi vatandaşlarının da beklentileri ve damak tatlarına uygun ürünler üretiyoruz. Bu konuda da ciddi bir başarı elde etmiş olmalıyız ki geldiğimiz noktada dünyanın büyük zincir marketlerinden yerel zincirlere, raflarımız ve ürünlerimiz ile geniş yer tutuyoruz. Burada ürün kalitemizin yanı sıra lojistik ve üretim gücümüz, dağıtım ağımızda kurduğumuz sistemin etkisi de çok yüksek. Baktat olarak öncelikli hedefimiz sürekli yeni ürünleri ile ürün gamımıza dahil ederek kaliteden taviz vermeden en iyiyi tüketiciye sunmak.”

”Bilinçlenme Başladı”
Organik sektörüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sabriye Şen,  Avrupa’da Organik tarıma Türkiye’den çok daha erken başladı. Türkiye’de de üreticiler organik tarıma ve üretime yöneldikçe, tüketicilerin organik alanında bilinçlenmeye başladığını dile getiriyor. Şen, “Sağlıklı yaşam, çevreye duyarlılık gibi kavramların çok gündemde olması ile birlikte tüketicilerde de önce merak ile başlayan süreç bilinçli bir tüketime doğru yol aldı. Türkiye tüketim anlamında henüz çok yolun başında. Tüketici bilinçlendirme çalışmaları, üreticilerin artması, semt pazarları, fuarlar ve organikte markalaşma süreçleri ile tüketim daha da artacaktır” diyor. 
Pazarın sürekli büyüme eğiliminde olduğuna da vurgu yapan Şen, organik sektörünün geliştirilmesi için yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıralıyor:
Öncelikle bilinçlendirme çalışmaları çok çok önemli.
Organik tüketim bir yaşam tarzı olmalı. Sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşama bilincinin artması gerekiyor. Türkiye henüz organik tanımını da çok net belirleyebilmiş değil. Daha doğrusu organik, doğal, ekolojik, bitkisel gibi Bir çok kavram birbirinin içine girmiş durumda. 
Üreticiler tarafında denetim mekanizmaları çok yetersiz.Denetimler artmalı
Sertifikasyon firmalarının iyi analiz ediliyor olması gerekli.
Üretim süreçlerinin denetlenmesi konusunda yetersizlikler çok fazla. Organik dediğimiz ürünlerin yetiştirmeden, işlemeye ve paketlemeye kadar süreçleri çok farklı işliyor. Ayrı bir hassasiyet ve emek gerektiren bir süreç. sektörde olan herkesin öncelikle gönüllülük sonra ticari boyutunu düşünmesi gerekli.
Sulama kanallarının yerini yer altı su kanalları almalı.
Tüketicilerin bilinçlenmesi ve talebin artması ile birçok zincir market organik rafları oluşturmaya başladı. Bu süreç aynı zamanda yine bilinçlenmeyi tetiklerken ilgiyi de artırır hale geldi. Türkiye’de henüz algı gelir gelir grupları ile eşdeğer olarak görünüyor. Yani organik tüketim gelir seviyesi ile eşdeğer ilerliyor gibi. Ancak üretimin artması ve tüketimin yoğunlaşması ile fiyat aralıklarında da değişimler yaşanacaktır. Bu da tüketimin daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayacak düşüncesindeyiz. Türkiye henüz yolun çok başında. Doğru ve samimi atılımlar ile çok büyük bir büyüme gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Burada asıl iş tabii ki üreticilere düşüyor. Kandırma politikaları tüketicide güvensizlik uyandıracağı gibi tüketimi de azaltabileceğini unutmamalıyız.”

Türkiye henüz yolun çok başında. Doğru ve samimi atılımlar ile çok büyük bir büyüme gerçekleşeceğini düşünüyoruz.

”Sertifika Sürecine Çok Önem Veriyoruz”
Organik ürünlerin daha pahalı olması sebebiyle daha çok üst gelir grupları tarafından tercih edildiğine de vurgu yapan Sabriye Şen, bilinçlenme ve kullanım arttıkça bunun değişebileceğini ifade ediyor. 
“Organik üretim aslında bence emek gerektiren ve vizyonel yaklaşım isteyen ve gelecekte pazarı açık bir sektör” diyen Şen, organik olmayan ürünlere organik ibaresi konularak satışa sunulduğuna da dikkat çekerek, sertifikasyon sürecinin önemine dikkat çekiyor. “Tüketici alacağı ürünün üzerinde organik tarım logolarına ve sertifika firmalarınının bilgisini görmeden organik ürün almamalıdır.” diyen Şen, şöyle devam ediyor:
“Sertifikasyon ve denetim süreçlerinin yetersizliği en büyük sorunların başında geliyor. Organik sertifikası veren güvenilir kurumlar ile hareket edilmesi bu noktada çok çok önemli. Öncelikle üreticilerin bilinçlenmesi gerekiyor. Organik tarım konusunda daha detaylı araştırmalar yapılarak üreticilerin desteklenmesi ve daha bilinçli üretime yönlendirilmeleri önemli… Tabi en önemlisi de tüketici markaya güvenmesi gerekir.
Baktat olarak bu konuya gerçekten çok özel bir önem veriyoruz. Ekim yaptırdığımız üreticileri, kendi sertifika firmamızdan belgeli olmalarına özen gösteriyoruz. Ürünler fabrikamıza gelmeden analize gönderiyoruz. Üretim öncesi ve sonrası tekrar analiz yapılıyor. Üretim süreçlerinde de büyük bir hassasiyet içindeyiz. Üretim alanlarımız da tamamen organik üretim alt yapısına göre oluşturuldu. BRV ve IFS belgelerimiz ile hijyeni garanti altına alıyoruz. Bizim için sanırım en büyük garanti ürettiğimiz tüm organik ürünlerin hem Avrupa pazarında hem de Amerika’da satılıyor olması. Bu ülkelerde hata yapma şansınız asla yok. Küçücük bir hata sizin o pazardan silinmeniz demek.”  

”Kamudan Destek Bekliyoruz”
Birlikten kuvvet doğar ilkesiyle Türkiye’de güvendikleri ilkeli ve organiğe gerçekten gönül veren iyi markalar ile üretim yapmaya başladıklarını sözlerine ekleyen Sabriye Şen, “Bizim öncelikli amacımız organik pazarın gelişmesi, farkındalığın ve bilincin artması. Bilinç ve güven arttıkça herkes kazanacak. Üretici, satıcı, tüketici herkes samimiyetle bu sürece dahil olur ise çok daha iyi noktalara geleceğimize inanıyoruz” diyor. 
Türkiye’de de organik sektörünün Avrupa seviyesine gelebilmesi için kamu kuruluşlarının desteğine ihtiyacı olduğunu sözlerine ekleyen Sabriye Şen, fide ve gübre seçimlerinden, sulama kanallarına, hammaddeden üretime ve ithalat ve ihracattan organikle ilgili her konu da aktif olunması gerektiğinin altını çiziyor. Şen, Organik Türkiye okuyucularına, “Sağlıklı bir yaşam için organik tüketim gerçekten çok çok önemli. Bu açıdan bilinçli bir tüketici olmak ve organik diye tüketilen ürünlerin sertifikalarına bakılmasını öneriyorum. Marka bilinirliliğine bakılsın. Tabii ki en başta da herkes sağlıklı bir yaşama yönelmeli” sözleriyle sesleniyor..

Hakkında OrganikDunya

Yanıt Yaz

Sayfa Başına Git