Home / Genel / Hipp Ülke Müdürü Mustafa Karık: “Çocuklarda Organik Ek Gıdada Ciddi Bir Pazar Açığı Var”

Hipp Ülke Müdürü Mustafa Karık: “Çocuklarda Organik Ek Gıdada Ciddi Bir Pazar Açığı Var”

Hipp Ülke Müdürü Mustafa Karık, özellikle bebeklerin beslenmesinde organik besinlerin tüketiminin önemine dikkat çekerken, ek gıda konusunda pazarın ciddi bir açığı olduğunun da altını çiziyor.

Daha önceki sayılarımızda da hikayesine kısaca yer verdiğimiz Hipp, Almanya’da 100 yıldan fazla süredir faaliyet gösteren bir şirket. 7 çocuğunu yetersiz beslenme yüzünden kaybeden Hipp ailesinin sağlıklı gıdalar üretmek amacıyla çıktıkları yolda büyüyen şirket, bugün toplamda 22 üretim tesisi ile tüm dünyaya organik bebek besinleri ihraç ediyor. İzmir’de Türkiye’den Almanya’ya organik hammadde ihraç etmek amacıyla kurulan Hipp Türkiye’nin ayrıca İstanbul’da da firmanın ürünlerinin ithalat, satış ve pazarlamasını yapan ikinci bir şirket yapılanması var. Hipp Türkiye Ülke Müdürü Mustafa Karık, bu şirketlerin iki ayrı şirket gibi yönetildiği bilgisini verirken, Hipp’in Türkiye’deki faaliyetleri konusunda şu bilgileri veriyor:

hipp

“Hipp, sadece ürünler değil ürünlerin ambalajlarından tutun da nakliyesine kadar fabrikalarında, sıfır emisyon ile çalışıyor. Araçları elektrikli tırlara çevirebilir miyiz fikirleri konuşuluyor. Hipp ürünleri  başta Almanya, Avusturya, İsviçre olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinde toplam 22  farklı tesiste üretilmektedir.  Hipp Türkiye aslında 1999 yılında kurulmuş, İzmir merkezli bir firma. Amaç da Türkiye’den organik hammadde ihracatı gerçekleştirmek. Hipp’in Dünya üzerinde çalıştığı 6 bin çiftçisinin 1500 tanesi Türkiye’de. Aslında toplam Hipp ihtiyacının yaklaşık yüzde 3’ü buradan karşılanıyor. Türkiye’den giden organik hammaddenin ağırlıklı kısmını organik elma oluşturuyor. Özellikle Doğu, Kuzeydoğu bölgelerinden ürün gönderiliyor. Bir kısmı hammadde olarak bir kısmı da konsantre meyve suyu olarak ihraç ediliyor. Türkiye’de İzmir bölgesinde ciddi bir yatırım yapmayı da planlamışlar. Bu amaçla  organik elma fidanları alınmış ortasında da bir konsantre meyve fabrikası kurmak gibi bir düşünce varmış ama o zaman bir takım sebeplerden dolayı bu durdurulmuş. Bu yatırım 2007-2008 yıllarında Gürcistan’da gerçekleşti. Gelecekte farklı projelerle Türkiye’de yatırım yapma fikri halen devam ediyor.  Ürün gamı olarak dünyadaki en geniş ürün gamına sahip firmalardan biri. 500’ün üzerinde ürün var. Ürün çeşidi olarak bir bebeğin doğumundan, küçük çocukluğa geçiş dönemine kadar ihtiyacı olan her çeşidi kapsar. Ayrıca hamilelik için kullanılabilecek ürünlerde bünyemizde mevcut.

BİO SERTİFİKA İLE ÜRÜNLERE FİRMA GARANTİSİ
Hipp’in Türkiye’de yapmayı planladığı yatırımdan bahsettikten sonra burada yaşanan  sorunlara da değinen Mustafa Karık, geçtiğimiz 6 yıl boyunca çok ciddi sorunlar yaşadıklarını dile getiriyor. Hipp ürünlerinin, Bio Sertifikalı ürünler olduğunu sözlerine ekleyen Karık, yasal bio logolarının dışında şirketin kendi logosuyla da  AB direktiflerinin üzerinde limitler baz alındığını belirtiyor. Karık, T.C.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği sertifika, yine sertifikasyon kuruluşlarından alınan sertifikanın yanında firmanın kendi denetimlerini de hassasiyetle yürüttüğünün altını çizerken, Türkiye’de yaşadıkları sorunları şöyle aktarıyor:
“Hipp İstanbul 2007 yılı sonlarında İzmir merkezli Hipp Dış Tic.’in ikinci bir kâr merkezi olarak kuruluyor ve 2008 başında çalışmalarına başlıyor. Buradaki şirketin amacı da organik bebek mamalarını ve Hipp Anne Bebek kozmetik ürünlerini Hipp grup şirketlerinden ithal ederek satış pazarlama ve dağıtımını yapmaktır. Bu şekilde faaliyetine devam ediyor. Son 6 yıl içinde tüm sektör özellikle ithalat aşamasında zaman zaman sıkıntılar yaşamıştır. Biz biraz daha fazla etkilenmiş olabiliriz çünkü bizim bütün ürün gamımız organik ve biz çok yeni bir firmayız . Problemlerin etrafında dolanmayıp yüzleşmeye çalıştık. Buradaki amaç günü kurtarmak değildi. Hem markamız için hem de organik için bir gelecek yaratabilmekti.  Devletin sektörü ve Türk tüketicisini korumaya yönelik ve AB uyum süresince yapılan yeni yönetmeliklerin ve uygulamaların gerçekleştiği bu dönemde bir takım sıkıntılar yaşamıştık.

“PAZARIN BÜYÜMESİ BİR SOSYAL SORUMLULUK”
Türkiye’de pazarın büyümesinin sadece ticari bir şey olmadığını, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk olduğunu sözlerine ekleyen Karık, Türkiye’de bebek maması pazarının muhakkak büyümesi gerektiğinin altını çiziyor. Bunun olması için de hem başka ülkeleri örnek aldıklarını hem de piyasadaki eksikleri bulmaya çalıştıklarını ifade eden Karık, diğer ülkeler ve Türkiye arasındaki farkları şöyle aktarıyor:
“Genel olarak baktığımızda Türkiye’de biberon formülü ile beslenmeye bıraktıktan sonra günlük hayatta nelerle beslendiği ile alakalı. Türkiye burada çok eksik kalıyor potansiyeline göre. Burada çok ciddi bir pazar açığı var. Diğer ülkelerde kıyasladığımız zaman da çok net bir şekilde çıkıyor. Biz biberon formüllerinde çok düşük kalmıyoruz tüketim olarak. Fakat ek gıdalarda inanılmaz bir fark var arada. Almanya’da 650 milyon Euro’luk bebek maması pazarında biberon formülleri onun çok daha düşük bir payını alıyor. Asıl büyük pay yine ek gıdalardan geliyor. Bunun aynısı Fransa’da İtalya’da. Polonya mesela satın alma gücü olarak bize çok yakın bir ülke. 40 milyon civarında bir nüfus var. 400 bin çocuk civarında bebek doğuyor yıllık. Satın alma gücü de 10 bin dolarlar 11 bin dolarlar civarında. Böyle olmasına rağmen doğan bebek sayısı da bizim üçte birimiz olmasına rağmen pazar orada yaklaşık 360-370 milyon Euro. Bizde hala 200-220 milyon Euro civarında. Bakıyorsunuz biberon formülleri sütler bizde daha fazla ama orada işte bu aradaki farkı ek gıdalar oluşturuyor. Kavanozlar, kaşık mamaları ve özellikle de Türkiye’de hiç olmayan atıştırmalıklar. Yani biz ister istemez yoksa bunun alternatifi büyükler için üretilmiş ek gıda tebliğine uygun olmayan atıştırmalıkları, bunları çocuğa bir şekilde vermek zorunda kalıyorsunuz. Çok istemeseniz de eninde sonunda çocuk bir şekilde tüketmek zorundak alıyor. Her annenin de bunu evde yapma imkanı da yok. Bu şekilde idare ediyoruz. Aslında bunların hiçbiri çocuk için uygun gıdalar değil. Özellikle 5-6 yaşına kadar biz veriyoruz ama en azından 3-3,5 yaşına kadar çocukların bu tarz beslenmesi gerekiyor.”

“ORGANİKLE ANNELERİN İÇİ RAHAT EDER”
Bebek beslenmesinde organik ürün kullanımının önemine de değinen Mustafa Karık, organik tüketiminin ailelerin içinin rahat etmesini sağlayacağını ifade ediyor. “Bebek maması hiçbir zaman kötü olmamalı, olamaz” diyen Karık, organik ürünlerin avantajlarını şöyle açıklıyor:
“İçerik olarak da baktığınız zaman, organik ve konvansiyonel arasında çok büyük farklar yoktur. Organikte asıl amaç neyi daha çok verdiği değil neyi vermediğidir. Bizim zaten daha iyi besliyor daha çok vitamin içeriyor gibi bir iddiamız yok. Ama bizim ürünlerimizde veya organik ürünlerde anneler şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirler, benim çocuğum bunu alırken içerisindeki hammaddeden kötü bir şey vücuduna girmeyecektir. Bu çok önemli. Zaten önlenmeye çalışılan budur. Organik tarımda da organik hayvancılıkta da budur. Daha fazla beslemesi değil. Bu fark çok net bir şekilde ifade edilmeli. Organik bir ürün hammadde olarak baktığınız zaman çok daha çirkin de durabilir ama asıl amaç  GDO, renklendirici, koruyucu, antibiyotik vb.istenmeyenleri beraberinde bulundurmamasıdır.”

Screen shot 2015-05-23 at 22.24.36“MECBUR KALMADIKÇA KULLANMIYORUZ”
Kendisi de tüketici olarak organik ile çocuğunun hastalığı sürecinde tanıştığını ifade eden Karık, bu noktada toplumun bilinçlendirilmesinin gerekliliğine vurgu yapıyor. Bazı ülkelerde organik tarımın konvansiyonel tarımın önüne geçtiğini sözlerine ekleyen Karık, “Biz bir hastalıkla karşı karşıya kalınca bu ürünlere yöneliyoruz, bunu mecbur kaldığımı zaman kullanıyoruz” diyor. Bu konuda kamunun teşviklerle organik üretimi desteklemesi gerektiğini belirten Karık, şunları söylüyor:
“Sağlık Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu konuda aslında ciddi çalışmalar yapıyor. Bir yanda dünyadaki organik tohum bankalarından en önemlilerinden bir tanesi Türkiye’de oluştu. Dünyadaki ilk 3 tohum bankasından biri haline geldi, bir yandan bunu yapıyoruz öte yandan da bununla ilgili faaliyetleri bir türlü teşvik edip birilerini ayakta tutamıyoruz. İnsanları bilinçlendiremiyoruz. Satışta ne sadece ürünü forse ederek satış yapabilirsiniz ne de taleple. İkisinin aynı anda olması gerekir. Şu anda organik tarıma yönelik   insanların bir ilgisi var. Bu ilgi varken bu tarafı desteklemek gerekiyor. İnsanlara bir şeyler sunmak gerekiyor. İlk başta bilgi ikincisi imkan sunmak gerekiyor, sonra ürünü sunmak gerekiyor. Bunlar oluştuktan sonra talep olacaktır. Talep arttıktan sonra sunum artacaktır. Bir şekilde bunun gelişmesi gerekiyor. Piyasa da her zaman hem organik hem konvansiyonel ürünler olacaktır. Bizim amacımız ve dileğimiz bu ayrımın tüketici tarafından daha net algılanması ve ayrışmasıdır.

Hakkında OrganikDunya

Yanıt Yaz

Sayfa Başına Git